BIST1.212,19%7.8278
USD7.8129%0.01
EURO9,2601%-0.10
ALTIN482,20%-0.27
Akit HaberYazarlarYaşar DeğirmenciAzerbaycan-Ermeni meselesi ve tarih şuuru

Azerbaycan-Ermeni meselesi ve tarih şuuru

Yaşar Değirmenci

08 Ekim 2020 16:33

Doksanların başında Ermenistan, Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal etmiş ve bir milyon Azerbaycan Türkünü yerinden yurdundan etmişti. BM’nin Azerbaycan lehine verdiği dört ayrı karar uygulanmadı.

Ermenistan bu haliyle aynen İsrail’e benziyor. Biri Filistin topraklarını işgal etmiş Yahudileri yerleştirerek işgali genişletiyor, diğeri Azerbaycan topraklarını işgal etmiş demografik yapıyı da bozarak işgali sürdürmeye çalışıyor. Her ikisinin arkasında da aynı güçler var. Ermenistan’ın tek başına Azerbaycan ile boy ölçüşmesi mümkün değilken kendisine göre kat be kat güçlü olan Azerbaycan’a sömürgecilik, zulüm ve vahşetin dışında ‘Devlet’ olma özelliği taşımayan devletlere güvenmese saldırabilir mi? Ermeni tarafının en büyük hâmisi Şii İran rejimi, Fransa, BAE, Rusya ve İsrail. Bunların hepsinin asıl derdi Azerbaycan’dan ziyade Türkiye. Bin yıldır, İslâm dünyasını hem küresel bir güç olarak kuran hem de her tür saldırıya karşı koruyan ana omurgayı biz inşa ettik. Sırf Azerbaycan değil; bugün Balkanlar’ın, Kafkasların, Türk ve Arap dünyasının çocuklarını aynı tarih şuuru ve medeniyet tasavvuru etrafında toplayan BİZ’iz. Bunun içindir ki; Türkiye, dünyanın ruhu, mazlumların umudu ve zorbaların kâbusudur.

Azerbaycan toprağının büyük bir bölümü İran’ın işgali altında. Türkiye ve güçlü bir Azerbaycan İran’ın korkulu rüyası! Tarih, her zamankinden daha yoğun bir biçimde kimin mazlumdan, kimin de zalimden yana olduğuna şahitlik ediyor. Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan’ın Azerbaycan kardeşlerine sahip çıkmaması, Ermenistan’a tavır koymaması; Kazakistan ve Özbekistan’ın aleni olarak Ermenistan’ı desteklemeleri affedilmez tarihi hatalardır. Türkiye’nin devlet ve millet olarak Azerbaycan’a verdiği her nev’i destek ve moral, manevi bir güç oluşturmuştur. Herkes ateşkes derken başkan Erdoğan’ın “Kalıcı barışın yolu Ermenilerin işgal ettikleri her karış Azerbaycan toprağından çekilmelerinden geçiyor” demesi, silah veya maddi yardımdan daha fazla makbule geçmiştir. Azerbaycan da Ermenistan’ın bu saldırganlığına işgal altındaki topraklarını geri alarak cevap veriyor. İşgal edilen topraklarını kurtarmaya çalışıyor. Bu itibarla bütün dünyanın Azerbaycan’ın yanında durması gerekir. Ateşkes, arabuluculuk ve sükûnet çağrılarının tamamı işgali desteklemekten başka sonuç doğurmaz.

Türkiye bütün imkânlarıyla Azerbaycan’ın yanında olduğunu, Azerbaycan nasıl isterse o şekilde yardıma hazır olduğunu ilan etmiştir. Bu meselenin tek bir çözümü var o da Başkan Erdoğan’ın söylediği gibi Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesidir. Türkiye’nin bu tutumundan Azerbaycan hükümeti de halkı da hatta ümmet de son derece memnundur. Bu dayanışmadan rahatsız olanlar ise maalesef Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP ve PKK’nın siyasi uzantısı HDP olmuştur. Azerbaycan’a ise, sahip çıkmamaları tarih şuurundan ne kadar uzak olduklarını da ortaya koymuştur. Ünlü İngiliz tarih felsefecisi Arnold Toynbee, Osmanlı’nın çöken değil; ‘durdurulan bir imparatorluk’ olduğunu söylemişti. Bugün Avrupa ve özellikle de Amerika Osmanlı’nın devamı gördükleri için Türkiye’yi durdurmak istiyorlar. Her şeyden önce Osmanlı; insanlık tarihindeki belli başlı bütün medeniyet tecrübelerine sahiptir. Avrupalıların bütün kıtaları sömürgeleştirdikleri, bütün kültürleri yağmaladıkları, Avrupa içinde bile farklılıklara hayat hakkı tanımadıkları hiçbir zaman unutulmamalıdır. Osmanlı; dünyanın en karmaşık, en zorlu, bölgelerinde ‘savaşa, silahlı zorbalık gücüne’ değil; sulha, barışa, karşılıklı güvene dayalı evrensel bir ‘medeniyet dersi’ verip devlet olarak da uygulamıştır. Bunu başarmış tek insanlık tecrübesidir. Şu yeryüzü coğrafyasında tarih şuuru bizim kadar delik deşik edilmiş başka bir toplum olmadığı içindir ki Azerbaycan’a sahip çıkmamızı, işgalci zalim Ermeni’ye tavır koymamızı anlayamazlar. Bunu görebilecek ruhtan da, perspektiften de yoksunlardır. Etrafımızın ateş çemberiyle çevrilmesinin temel sebebi, Türkiye’nin Osmanlı ruhunu yeniden üstlenmeye, o devletin özelliklerini (adalet, hak ve hakkaniyetten yana olma, zalimin karşısında mazlumun yanında durmayı) önleme çabasıdır. Küresel sistemin aktörlerinin uykularını kaçıran asıl mesele bu! Tarih şuurumuz yok edildiği için bunu göremiyoruz işte! Türkiye’nin lider devlet olmasından rahatsız olanlar, Ermenistan’dan yana tavır koyuyorlar. Bugünlerde yaşayanlar; insanların ümit ve güvencesinin yalnızca Türkiye olduğunu görmektedirler. Gönül dünyamıza sınır çizilemez. Fetih medeniyetinin evlatlarına ‘sömürgeci’ gözüyle bakılamaz. Zulüm ve vahşetle ele geçirilen vatan topraklarına sahiplik taslanılamaz. ‘İki devlet tek millet’ anlayışı/söylemi, bir partinin sloganı olarak düşünülemez. ‘Hepimiz Ermeni’yiz!’ diyenler; bir kere olsun ‘hepimiz Azerbaycanlıyız’ diyemez. Kendi mukaddeslerini (kutsallarını bilmeden) sahte kutsalların/putların esaretinden (cehalet döneminin/devrinin hallerinden) kurtulamaz. Batasıca Batı uşaklığından kurtulun artık. ‘Mâzi-hal-istikbal’ istikametinde yürüyelim. Makul, mutedil, müstakim olalım.

Yaşar Değirmenci

Akit TV köşe yazarı