BIST109.111%0.94
USD6.7437%0.28
EURO7,5791%0.92
ALTIN367,63%-1.21
Akit HaberYazarlarYaşar DeğirmenciBayram Arifesi ve Düşündürdükleri

Bayram Arifesi ve Düşündürdükleri

Yaşar Değirmenci

21 Mayıs 2020 07:05

Zihnimize ve kendi değerlerimize sahip çıkacağız. İlimle, irfanla, tedbirle, tevekkülle, kaderimize imanımızla…

İnsanlık tarihinde ender rastlanan bir salgınla karşı karşıyayız. Çok zor bir imtihan günlerindeyiz. Bu günlerde Ramazan Bayramı ile buluşuyoruz.

O’nun rızasını kazanmak için bir fırsata dönüştürmenin yolu paylaşmaktan geçiyor. Sevincimizi ailemizle paylaşalım, eşlerimizin yüzünü güldürelim, çocuklarımızı sevindirelim, anne babamızı mutlu edelim. Ailemiz için attığımız her türlü hayırlı, uğurlu, güzel adımın bizi Rabbimiz katında yücelteceğini unutmayalım. Üzerimizdeki akraba ve komşu hakkını ödemek, bağlarımızı güçlendirmek, dua ve rıza kapılarından geçmek için bayramı fırsat bilelim. Yüreklerimizdeki küskünlük, kin, nefret yüklerinden kurtulalım, barışalım, barıştıralım. İçinde bulunduğumuz zaman ve zeminin mazeretlerine/özürlerine sığınmadan yapalım.

Bayrama bu sıkıntılı, sabırlı, mahrumiyetli imtihan günlerinde, bugün umutsuzluğu gönüllerinden söküp bizden bayram neşesi bekleyenler için her zamankinden daha cömert olalım. Bayram sabahına acıyla, gözyaşıyla, hüzünle ulaşmış kardeşlerimiz için bayramın bir tebessüme, ferahlığa ve şifaya dönüşmesi adına elimizden geleni yapalım.

Hastane köşelerinde şifa bekleyen kardeşlerimiz var, onları yalnız bırakmayalım. Onuruyla yaşayan muhtaçlar, dullar, yetimler var, onlara sadece cüzdanlarımızı değil, gönüllerimizi de açalım. Vatanımızın uğrunda canını feda eden aziz şehitlerimizin emaneti olan eşleri ve yavruları var, onları şeneltelim, hasretlerini gidermeye çalışalım.

Gönül dünyamızın sınırı yok! Bayramın ismi bile vesile olsun. Güzellikleri paylaşmaya. Meşhur sözü hiç unutmadan: ‘Sevinçler/sürurlar paylaşıldıkça artar/çoğalır, üzüntüler/hüzünler/sıkıntılar paylaşıldıkça azalır.’

Bayramlar, bizleri geleceğe taşıyan, tarih sahnesinde biz Müslümanlara devamlılık kazandıran en müstesna zamanlardır. İman kardeşliğimizin, İslam kardeşliğimizin tezahürleridir. Müslüman kalma şuurumuzu sürekli diri tutan bizler için bayramlar, mahzun, mağdur ve mazlum gönüllere sevinç, neşe ve muhabbet tattırmanın vakitleri olmalıdır. Bu coşkuyu ve sevinci bizler Bayram Namazı ile Rabbimizin huzurunda ifade ederiz. Biraz mahrum olduğumuz ama dualarımızla normale döneceğimiz günlerin müjdesini göreceğimiz mübarek günlerin kıymetini bilip icaplarını yerine getirelim. Bayram Namazı’nda topluca getirdiğimiz tekbirler, tehliller, salatü selamlar, gönülden gönüle, evlerden evlere taşınır; sokaklara, meydanlara taşar; müminlerin yüzünde ve sesinde hayat bulur. Bayramlar, her yıl gelip geçen sıradan bir tatil günleri değil, insanî ve İslamî güzelliklerin birlikte yaşandığı, birlik, beraberlik, sevgi ve saygının en güzel örneklerinin sergilendiği, toplumun bütün kesimlerinin birbiriyle kaynaştığı paylaşma ve dayanışma günleridir. Ama bu Ramazan burukluk, sıkıntı, sabır, mahrumiyet, her Ramazandaki coşku, heyecan sürur, neşenin olmadığı günlerin geride bırakıldığı mahzun/mükedder bir Ramazan arifesindeyiz. Çok zor bir imtihan günleri geçirdik/geçiriyoruz. Toplumla haşir neşir, iç içe olduğumuz günlerden, yalnızlığı, tedbir ve takdiri, koronavirüs hastalığıyla beraber yaşadığımız çok farklı, dünya tarihinde pek görülmemiş bir zemin ve zamandan, Ramazan Bayramı’na giriyoruz.

Dersler alıp ibretler çıkarıp, şer gibi gözüken ama hayır ve nefs muhasebesine vesile olduğunu da unutmayalım. Öncelikle bayramların mutluluğun, sevincin, muştunun hakkını verme günleri olduğu biliyoruz. Bizler bu sevinci evlerden evlere gönüllerden gönüllere taşımamız gerektiğini de. Gönüllerin arasındaki tefrikayı, parçalanmışlığı, bölünmeyi bitirmemizin şart olduğunu da. Gönüllerin ağır yükü küskünlüklere son vermemiz gerektiğini de. Yaralı gönülleri, bitap düşmüş yürekleri onarmamızı gerçekleştirmemizi de. İlk defa tedbirde kusur etmeden, mesafeyi ayarlayarak, bu salgını önlememize azami dikkat ederek sevincimizin, neşemizin tecellisi olan fiziki hallerimizi kontrol altında tutmamız lüzumunu hiç hatırımızdan çıkarmayan bir Ramazan Bayramına giriyoruz. Bütün bunlara dikkat etmemizin zirvesindeyiz. Bayramın sevincini en yakınlarımızdan başlayarak halka halka bütün topluma taşımamızın bu hususlara dikkat ederek nasıl yapılacağının fiili uygulamasını göstereceğiz inşaallah…

Şimdi geçirdiğimiz imtihan; bize imtihan ortamı gelmeden ihmallerimizi, sorumluluklarımızı, kıymetini bilmediğimiz vaktimizi, kopardığımız aile bağlarını, ifa etmediğimiz Allah’ın hakkını, kulların hakkını, kamunun hakkını, nefsimizin ve aile efradının haklarını âcilen ödemeye başlamamızın gerektiğini öğretir.

Ramazan Bayramında âcilen bir ‘nefs muhasebesi’ yapalım. Âyetler ve hadisler ışığında düşünerek hayat tarzımızı ölçülü ve dengeli olarak Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına hassasiyet gösterip riayet ederek yaşayalım. O zaman Ramazan Bayramı; hayatı bir okula, bütün yeryüzünü bir mabede, dünyayı cennetten bir huzura dönüştürecektir.

Bayramın ülkemizde güven ve huzur ortamının kalıcı hale gelmesini temenni ediyorum. İslam dünyasında barış, huzur ve güven ortamının yeniden tesis edilmesin eskiden olduğu gibi ilim, hikmet ve marifet beldelerine dönüşmesini; insanlığın barış, huzur ve adaletine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Yaşar Değirmenci

Akit TV köşe yazarı