BIST1.083,83%-1.49
USD7.3702%0.43
EURO8,7269%0.59
ALTIN460,11%-0.20
Akit HaberYazarlarSabri BalamanAlçaklığın 4. yılı...

Alçaklığın 4. yılı...

Sabri Balaman

14 Temmuz 2020 09:34

Bu hafta 4. sene-i devriyesini yaşayacağımız 15 Temmuz darbe kalkışmasının yıl dönümünü anacağız. Fettullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) ihalesini ABD’den aldığı başarısız darbe kalkışmasında 251 vatandaşımız şehit düştü. Binlercesi gazi oldu. An itibariyle FETÖ’nün Türkiye’de beli kırılmış durumda olsa da; yurtdışında gücünü İsrail ve ABD sayesinde sürdürüyor. Ancak Türk devletine ve milletine verdiği zararın boyutları hesaplandığında cehennem ateşleri yanında olsun.

Türk devletine, Türkiye Müslümanlarına ve İslam dinine büyük zarar veren FETÖ ve mankurtlaşmış mensupları hâlâ ‘devran döner’ ümidiyle sessiz ve alçakça Türk devletine sahip olmak/hakim olmak düşüncesini sürdürüyorlar. Hakan Fidan’ın tutuklanma teşebbüsü ve Gezi olayıyla başlayıp, dershane kapatma, 17-25 Aralık, MİT tırları ve nihayetinde 15 Temmuz darbe kakışmasıyla yaşanan Erdoğan-FETÖ savaşını güçlü olan değil; haklı olan kazandı. Yani Erdoğan, devletin tüm kılcal unsurlarına sirayet etmiş olduğu FETÖ ile savaşı, her türlü tehdide ve yıldırmalara rağmen kazandı.

Bugün FETÖ ve unsurları, yukarıda saydığımız olayları bir ‘kurgu’ olarak değerlendirirken; Erdoğan olan öfkelerini acımasız ve sorgusuz kusarken, ABD + İsrail’in emir eri Fetullah Gülen’e tek kelime laf etmezler. Kitap dolusu AK Parti ve Erdoğan suçlaması ve nefretinde bulunurken; Fettullah Gülen’e ve yaptıklarına tek bir cümle kurmazlar. Kendilerinde bir kusur veya suç aramazken; bir pişmanlık alameti göstermiyorlar.

Bugün geldiğimiz nokta itibariyle Türkiye bağırsaklarını temizliyor. Süreç tam olarak da sonlanmış değil. Çünkü makam-mevki ve para-şöhret sahibi insanlara tanınan ayrıcalıklar ve iltimas geçilen şahıslar; hükümeti, yargıyı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarını etkilemeye çalışmaktadır. Bu bağlamda FETÖ ile mücadelenin ana lokomotifi olan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı etki alanına almaya çalışmakta; TV programlarına çıkarak çeşitli mağduriyet edebiyatları yaparak kamuoyunu etkilemekte; aynı zamanda görünürlüklerini ve söylemlerini arttırarak da tabana da umut vermektedir.

Güvenlik bürokrasisinden sivil bürokrasiye, derneklerden ve üniversitelere, bakanlıklardan belediyelere kadar geniş bir devlet - özel yönetim ve parasal karar alma mekanizmasına sirayet etmiş olan bu yapıyı devletten söküp atmak kolay olmuyor. Büyük oranda bir temizlik yapıldığını da vurgulamalıyız. Ancak duygu istismarlığıyla, takiye sözlerle bu haşhaşi ordusu Türk devletinin bünyesini zehirlemiştir. Türk milletinin vicdanını araçsallaştırmış ve bir basamak olarak kullanmış, en önemlisi Türk ordusunu, FETÖ’nün yabancı istihbarat servislerinin emelleri doğrultusunda hedef haline getirmiştir.

ABD ile Türkiye arasında Libya meselesinden ötürü bir yakınlaşmayı FETÖ; kripto unsurları, yurtdışına kaçan şerefsizlerle, yurt içinde mağdur edebiyatı yapanlarla kendisine bir meşruiyet alanı bulmaya çalışmaktadır. Özellikle AK Parti bünyesinde bir şekilde yolu FETÖ ile kesişmiş yöneticileri etki alanına içine almaya çalışan bu yapı; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bir şekilde nüfuz etmeye çalışıyorlar. Oysa devletin kurumlarına ve devlet adamlarını istedikleri kadar etki altına almaya çalışırsa çalışsınlar, bu milletin gönlüne bir daha asla giremeyecekler.

Sonuç olarak FETÖ’nün, yeniden dirilme ve toparlanma aşamasına girdiğini gözlemliyoruz. Mutlaka burada yargının ve güvenlik kuvvetlerinin önlem alması gerekiyor. Elbette siyasetin de mücadeleyi devam ettirmesi, motivasyonu bozacak ve iltimas geçilen kişilerden de uzak durması gerekiyor. FETÖ’yle mücadeleyi akamete uğratmaktan ve sulandırmaktan vazgeçin. Aksi durumda Ziya paşanın Terkib-i Bend eserinde yer aldığı gibi “Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.’’ Bu bağlamda başta Erdoğan ve AK Parti’yi etkilemeye çalışan kişileri uyarıyorum. İyi söze aldırış etmeyenler “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner’’. Çünkü ayarını bozduğunuz kantar, gün gelip sizi de tartar… Vesselam.

Sabri Balaman

Akit TV köşe yazarı