BIST117.784%1.76
USD6.8642%0.04
EURO7,7563%0.48
ALTIN391,87%-0.07
Akit HaberYazarlarProf. Dr. MEHMET FATİH ALTANMekanlar psikolojimizi tehdit ediyorlar!

Mekanlar psikolojimizi tehdit ediyorlar!

Prof. Dr. MEHMET FATİH ALTAN

14 Mayıs 2020 11:23

Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan; Başta dünyayı sonra da ülkemizi saran pandemi, sosyal izolasyon için çoğumuzu evde kalmak durumunda bıraktı. Birçoğumuz da sadece iş ve ev arasında mekik dokumaya başladı. Zaten evde durmaya alışık olanların yanı sıra birçoğumuz için evde geçirdiğimiz zaman uzadı. Çoğumuz için artık evimiz sadece ev değil, ofisimiz, okulumuz, spor salonumuz, kuaförümüz, sinemamız ve restoranımız oldu. Peki haftaları belki ayları kapanarak geçirdiğimiz evimizin karakteri psikolojimizi ne kadar etkiliyor ? sorusunun cevabını aradı.

Öğretim Görevlisi Hüseyin Özdemir; Evin karakterine ve dolayısıyla psikolojimiz üzerindeki etkilerine genel olarak bakacak olursak, dört başlık altında toplayabiliriz. Malzeme, doku, renk ve ışık.

Malzemelerin doğası bilişsel algımızı doğrudan etkiler. Malzemenin hissiyat olarak sıcak ya da soğukluk algısı direk olarak psikolojimiz üzerinde bir etkiye sahiptir. Mesela metalin ham haliyle soğuk bir his verdiği bir gerçektir. Fakat renk ve dokuyla birlikte karakterine müdahale edilebilir.

Mobilya ve zemin döşemelerinde en çok kullanılan, tarihteki en eski malzemelerden biri de ahşaptır. İnsanın fıtratı doğaya yakındır, doğada olmak, doğaya bakmak, doğadan beslenmek giyinmek ve barınmaya eğilimlidir. Doğal ahşap doğanın en temel yapıtaşlarından biri olan ağaçtan üretilmekte ve insan üzerinde sakinleştirici etkisi bulunmaktadır. Fakat günümüzdeki ihtiyaçlar, taleplerin karşılanma süreleri, ekonomik boyutları gibi faktörler, insanları yapay ahşap üretmeye ve kullanmaya sürüklemektedir. Öte yandan insanın evrim süreciyle, sanayi ve teknolojinin gelişim hızı paralellik göstermemekte, insan doğadan kopma hızını içselleştirememektedir. Bundan dolayı yapay ahşabın, doğal ahşaba göre insan psikolojisinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Ahşabın doğallığı ve yapaylığı içerisine karıştırılan malzemeye göre kademe kademe değişiklik gösterebilmektedir.

Aynı şekilde kumaşlar da bakım, temizlik kolaylığı, ekonomik oluşu, arz/talep dengesi gibi faktörlerle yapaylaşma yolunda gitmektedir. Kumaşlar için doğallık ve yapaylığın yanı sıra dokusu da insanın psikolojisi üzerinde direkt olarak etkisi olan bir faktördür. Kumaşlar bir konut içerisinde direk tenimize en çok temas eden malzemedir ve psikolojimizin yanında cilt sağlığını da etkilemektedir.

Yapaylaşma yolunda ilerleyen diğer malzeme de taşlardır. Mermer, granit, , seramik, iç mekanda en çok kullanılan taşlardır. Doğal taşların kullanıldığı döşemelere insanın direk temasının, negatif enerjisini nötürleme açısından olumlu etkisi olduğu bilinmektedir diyerek katkıda bulundu.

İç Mimar Fatih Kesekçi ise; Mekanın ruhunu en çok etkileyen ve tasarımın çizgisini doğrudan belirleyen en önemli unsur ise renk seçimidir. Renk spektrumu göz vasıtasıyla direkt olarak beyini uyarıcı güce sahiptir. Doğru yerde doğru renk kullanımıyla bir mekanı yaşanabilir, ya da yanlış renk seçimiyle bir mekanı yaşanamaz hale getirebilir.

Genel hatlarıyla koyu renklerin baktığımız yüzeyi yakınlaştırdığı, açık renklerin ise uzaklaştırdığı bilinmektedir. Bu demek değildir ki; her zaman açık renk doğru seçimdir. İnce uzun bir mekanın uzak duvarında pekala koyu renk tercih edilerek mekanın kare algısı artırılarak mekan genişletilebilir. Ya da tavan yüksekliği insan ölçeğinden kat be kat fazla olan bir mekanda tavan siyaha boyanarak algı olarak zemine yakınlaştırabilir. Her rengin kendi dalga boyu vardır ve insan zihninde doğrudan belli bölgeleri uyararak bazı sonuçlar doğurur.

BEYAZ: Renk spektrumunda renk olarak kabul edilmeyen beyaz, aslında ışığın tüm dalga boylarını bulunduran renktir. Genelde saflık ve sağlıkla ilişkilendirildiği için hastanelerde ağırlıkla kullanılır. Doğrudan gün ışığı almayan mekanlarda ağırlıklı kullanılması önerilirken mutlaka aksesuar ve detaylarda canlı renklerle desteklenmelidir.

SİYAH: Siyah ise spektrumda renk kabul edilmeyen ikinci diğer renktir. Işıksızlığın yani karanlığın tasvir edilmesinde kullanılır. Aslında karanlığın önemi, ışığın sanatını görünebilir kılmasındadır. Yani ön plana çıkarmak istenilen obje vb ürünler için kullanılması doğrudur. Aynı zamanda zerafet, tutku ve güç rengidir.

KIRMIZI: Dalga boyu en geniş olan renk kırmızıdır. Yani uyarıcı etkisi en yüksek olan, sınırlı alanlarda kullanılmadığında, insanı yerinde durdurmayan, uzun süre kullanılan salon gibi mekanlarda geniş alanlarla tercih edilmemesi gereken bir renktir. Müşterinin uzun süre durmasını istemeyen fast-food zincirlerinin tercihidir. Aynı zamanda uyarıcı olduğu için trafik levhalarında, tehlike işaretlerinde sıkça kullanılır. Küçük yüzeylerde ve kolay değiştirilebilir parçalarda tercih edilerek mekana canlılık ve enerji katılabilir.

SARI: Renk spektrumunda kırmızıdan sonra gelen sarı yine canlı renklerdendir. Aydınlığı ve ışığı temsil eder. Odaklanmaya yardımcı olduğu için, bugünlerde evlerinizde ofis köşesi yaptığınız alanlarda baktığınız noktalara sarı objeler konulabilir. Fakat dalga boyu geniş ve canlı renk sınıfında olduğu için yine çok geniş yüzeylerde tercih edilmemesi gerekir. Kırmızı kadar kışkırtıcı bir renk olmadığı için tek bir duvarın boyanmasında da kullanılabilir.

YEŞİL: Yeşil spektrumun tam orta noktasında yer alan doğa, sağlık ve güvenin temsilcisidir. Geniş yüzeylerde tercih edilebileceği gibi iç mekan bitkileri olarak aksesuarlarda da bolca tercih edilebilir. Özellikle dışarı çıkılamayan bu günlerde sakinleştirici etkisi olan yeşile mümkün mertebe bakılabilir.

MAVİ: Yeşille birlikte mavi de spektrumun ortasında olan fakat soğuk bir renktir. Yine de sakinleştiricidir ve nefes almayı kolaylaştırıcı etkisi olduğu bilinmektedir. İç mekan tercihinden farklı olarak evden yürüttüğünüz işlerinizde video konferans yoluyla yapacağınız görüşmelerde, karşı tarafı sakinleştirdiği ve güven verdiği için mavi giyinmeyi tercih edebilirsiniz.

MOR: İştahı bastırdığı bilinen mor, fazlasıyla hareketsiz kaldığımız ve sıkıntıdan kendimizi yemeye verdiğimiz bu günlerde tercih edilebilecek bir renk. Fakat koyu tonların geniş yüzeylerde kullanılması, insandaki depresif hali tetikleyebilir. Doğru ton olarak lila tonları tercih edilmelidir.

PEMBE/SOMON: Pembenin somon tonlarının yalnızlığa iyi geldiği bilinmektedir. Bu süreci evde yalnız geçiren kişiler için tercih edilebilir bir renktir. Ayrıca pembenin daha canlı tonlarının libido üzerinde uyarıcı etkisi olduğu bilinmekte ve yatak odalarında tercih edilmektedir.

GRİ/BEJ/KREM: Gri bej krem üçlüsü monoton renkler olarak adlandırılan, yani alt bazda geniş yüzeylerde rahatlıkla kullanılabilecek, her renkle eşleştirilebilen renklerdir. Oturduğu sürece para harcamaya devam edilen restoran, otel lobileri vs mekanlarda çokça karşılaştığımız renklerdir. Geniş duvar yüzeylerinde, kolaylıkla değişemeyecek koltuk ana kumaşları perdeler halılar gibi alanlarda rahatlıkla tercih edilebilir şeklinde doyurucu bir bilgi vererek adeta geleceğin mekanlarını aydınlattı.

Son olarak; Dr. Altan, Özdemir ve Kesekçi ortak bir görüş sergilediler;

İç mekan tasarımında en önemli ve diğer tüm parametreler üzerinde de etkisi olan etken ise ışıktır. Işığı doğal ve yapay olarak ikiye ayırabiliriz. Güneşten alınan doğal ışık ve elektrikle elde edilen yapay ışık. Doğal ışıktan yeteri kadar faydalanamadığımız, yetersiz olduğu ya da güneş battıktan sonra yapay ışığa yönleniriz. Yapay ışığın rengi, şiddeti ve doğrultusu mekan algısına direk olarak etki eder. Işığın rengi tıpkı malzeme renginde olduğu gibi insan psikolojisi üzerinde etkiye sahiptir. Ayrıca doğal ışığa yakınlık, malzeme üzerindeki gerçeğe yakınlığa etki ettiği için, mekanda ışığın kullanım amacına göre seçilmelidir. Bir ameliyathaneyle, bir mağazanın ışık şiddeti ve rengi aynı olamaz. Aynı şekilde yapılan aktivitelere göre, kullanılan ışıklar da mümkün mertebe birbirinden ayrılmalıdır. Bir iş yapmadığımız, temizlik yemek zamanları dışında, dinlenirken muhabbet ederken belki meditasyon yaparken daha sıcak, şiddeti az, direk aydınlatmalar yerine indirek aydınlatmalar ve gözümüze direk etki etmeyecek doğrultuda tercih edilebilir dediler.

Dr. Altan, Özdemir ve Kesekçi; Bütün bu kategorilerde, mümkün olduğunca elinizdeki imkanları kullanarak uzun zamandır kafanızda ertelediğiniz basit değişiklikleri yapabilirsiniz. Uzunca süre evde olacağımız süreyi daha keyifli ve verimli geçirebilirsiniz. Ama en önemlisi sizin, toplumun ve sevdiğiniz insanların sağlığı için evdekal diyoruz diyerek konuşmalarını tamamladılar.

Prof. Dr. MEHMET FATİH ALTAN

Akit TV köşe yazarı