BIST97.324%-1.11
USD5.8596%0.03
EURO6,5383%0.06
ALTIN279,62%0.00
Akit HaberYazarlarHalil KışlacıkGelecek bilimde,ya bilimin geleceği?

Gelecek bilimde,ya bilimin geleceği?

Halil Kışlacık

06 Ekim 2019 10:30

Richard Feynman (1918-1988), Türkiye’de pek bilinmese de, aslında ünlü bir fizikçi... Kendisi de kuantum mekaniği üzerine çalışıyordu ancak, şöyle bir sözü var: “Eğer kuantum fiziğini anladığınızı düşünüyorsanız, hiç anlamamışsınız demektir.”

Newton’ın hareket kanunları ve Einstein’ın teorileri, bize (görece) büyük cisimlerin hareketlerini açıklıyor.

Fakat parçacıkların dünyasına girdiğimiz anda, işler biraz karışıyor...

Burada işin ayrıntısına girmeye kalksam, haddimi aşmış olurum... Sonuçta konunun uzmanı değilim, muhakkak bir hata yapar, yanlış bilgi veririm, hem yerim de yetmez...

Ama bilimin varlıkla ilgili şu an gelip tıkandığı noktaları anlatabilirim sanırım.

Öncelikle, yukarıda bahsettiğim gibi, varlığın her durumda hareketlerini açıklayan bir teorimiz yok.

Büyük cisimler için işleyen kuralları küçük cisimlerde uygulayamıyoruz. Ya da tam tersini...

“M teorisi” ya da “Her şeyin kuramı” diye adlandırılan ve bu iki durumda da işleyen bir teoriyi bulan, büyük ihtimalle bu binyılın en büyük dehası olarak anılacak.

Varlığın mevcut halini her durumda açıklayamıyorken, ilk varoluşu açıklamak da gereksiz bir beklenti oluyor tabii...

Bugün bilim adına konuştuğunu söyleyen herkes, size ilk varoluşun “Büyük Patlama” ile başladığını anlatacaktır.

Teorilerden bir teoridir o da.

Büyük Patlama’dan bir Planck zamanı (10 üzeri eksi 43 saniye) sonraki ortamı size tasvir edebileceklerini söyleyeceklerdir...

Ama o ilk an hakkında hiçbir fikirleri yoktur.

Bir tekillikten bahsederler, evrendeki bütün enerjinin bir arada olduğu, zaman ve mekan kavramının bulunmadığı bir andan. 

“Nasıl?” diye sorduğunuzda ise hiçbir fikirleri yoktur...

Artık bunu dile getirmekten de çekinmiyorlar, benim açımdan sevindirici olan bu. Çünkü ancak bilmediğimiz gerçeğini kabullenirsek yeni şeyler öğreniriz...

Fakat ufak ufak, “O zamanı araştırmamıza gerek yok çünkü o bizim bildiğimiz fizik kuralları dahilinde değil” demeye başlayanlar da var.

Gerekçeleri, zaman ve mekan kavramlarının o anda henüz olmadığı ve bu yüzden ölçülebilirliğin mümkün olmaması şeklinde...

Anlayacağınız, bilim bir karar verme noktasında. Ya yeni seçeneklere kapılarını açacak ya da kendini belirli bir alanla sınırlayıp her bir disiplini kendi içine kapatarak küçültecek.

Her halükarda, maddi ispatlardan felsefi tartışmalara kayılacağı ihtimali ağır basıyor. Bu yüzden, önümüzdeki çeyrek asırdan çok da ümitli olmamak gerek.

Halil Kışlacık

Akit TV köşe yazarı

Reklam